Ana içeriğe atla

Kayıtlar

bilim ve teknoloji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şifreli alfabeleri nasıl çözeriz?

Diyelim ki elinizde şifreli bir metin var. Tabii Sezar şifrelemesi gibi basit bir şifrelemeden bahsediyoruz. Mesela harfi harfle değiştirme veya tekil simgelerle değiştirme. Bunu nasıl çözeriz?

Ustalara saygı kuşağı: Hamamböcekleri

Geçen gece eve giderken, sinir olduğum sarı sokak lambalarının ışığında sürüyle davetsiz misafir gördüm. Davetsiz demek aslında büyük hata. Kim, kimi davet etmeli? 300-350 milyon yıldır buralarda olan onlar. Evet, hamamböcekleri. 6 aile, 4.500 tür, 2000+ metre yükseklik ve kutuplar dışında her yer... Fragman gibi.

HOLLABACK..

“Teknoloji her şeyi hızlandırıyorsa, tacizin sonlanmasını neden hızlandırmasın?” Teknolojinin sürekli daha pratik, daha kolay ve daha hızlı olana ulaşarak insanın üzerindeki ağır “yükü” kaldırmak, bu esnada da kendi piyasasını yaratmak gibi dertleri olduğunu biliyorduk. Ama son zamanlarda teknolojik uygulamaların sıkça toplumsal sonunlara eğildiğine tanık oluyoruz. Az mı gördük çevre dostu buzdolabı, yeşil sever fritöz? Bu bir tesadüf değil. Neden? Çünkü şu açık bir şekilde görülüyor ki, her derde deva olan teknoloji, insanın günlük yaşamında yaptığı işlerin daha hızlı, daha pratik ve hatta mümkün olduğunca “insansız” yapılmasını sağlarken, mevcut toplumsal sorunlara bir çare olamıyor. Yani örneğin estetik ameliyatlarla bir kadının kendisinden gayrı bir görünüme kavuşmasını sağlayabiliyor ama, aynı kadının otobüste tacize uğramasına ne yazık ki engel olamıyor. Sonra bakıyorlar ki, kadınlar bu sorunlarını tartışarak, yazarak, üreterek çözmeye çalışıyorlar, öyle olunca teknoloji hemen...

Dünyanın ölümsüz tek canlısı: Turritopsis Nutricula

Onun adı Latincede "Turritopsis Nutricula" olarak geçiyor. Sadece 5 milimetre çapında ufacık bir denizanası o... Ama Turritopsis Nutricula'yı diğer canlılardan çok önemli bir farkı var: Sonsuza kadar yaşayabilmesi. Turritopsis Nutricula'nın ölümsüz olduğu, aslında ABD'de yapılan basit bir deney sırasında ortaya çıkmış. Su dolu bir akvaryuma koyulan ilginç denizanası, bir süre orada unutulmuş. Bu süre içerisinde su kurumuş ve denizanası hareketsiz olarak kalmış. Bilim adamları öldü sanılan Turritopsis Nutricula'yı bir kez daha incelediklerinde, aslında ölmediğini, sadece yumurta haline dönüşerek kendini korumaya aldığını fark etmişler. Yani ilginç canlı, bir tehlike anında genlerinde değişiklik yaparak çocukluk evresine dönüş yapabiliyor ve bu sayede kendini tehlikelerden koruyor. Üstelik bu döngü sınırsız kez tekrarlanabiliyor; bu da Turritopsis Nutricula'ya ölümsüzlük kapısını açmış oluyor. Turritopsis Nutricula, eğer kendisini dışarıdan gelecek fiz...

Odun sobalı kışlık araba

'Yurdum insanı' manzaralarından biri. Önce Karadenizli bir amca zannettim. Malum, tahtadan araba yapmış Karadenizli bir usta var. Neden odun sobalı araba yapan olmasın? Ama saç kesimine bakınca yok dedim, bu kim, burası neresi diye araştırdım. Dayı İsviçreliymiş. Yetkililerden gerekli izni alan Pascal Prokop, 1990 model Volvo'suna bildiğimiz odun sobası takmış/taktırmış. Karların arasından dumanı tüte tüte gidiyor. Böylesine az rastlanır diyerek paylaşayım dedim, bu da videosu:

Beyinle ilgili yaygın inançlar ne kadar doğru?

İnsan beyni bildiğimiz evrendeki en karmaşık varlık. Bilim adamlarının onca çalışmalarına rağmen iki kulağımız arasına sıkışmış 1,5 kilogram ağırlığındaki bu kıvrım kıvrım organ, hala birçok sır taşıyor içinde. İşte beynimiz hakkında çok yaygın olan kimi efsaneler ve bazı bilgiler: 'Beynimizin yalnızca yüzde 10'unu kullanıyoruz' Öteden beri beynimizin sadece yüzde 10'luk bölümünü kullandığımız söylenir. Ve geride kalan, kullanılmayan yüzde 90'lık kapasiteyle neler yapılabileceği merak edilir. Ama beyin MRI'ları teknolojisinde atılan adımlar, bu yaygın kanının efsane olduğunu ortaya koydu. Londra Üniversitesi Kognitif Bilim Enstitüsü'nden Prof. Sophie Scott, "yapılan işlevsel beyin görüntülemeleri, beyinde herhangi bir şekilde faaliyete geçmeyen pek az nokta olduğunu gösterdi bize." diyor.

Tarlada yetişen bisiklet

ABD’li bir bisiklet üreticisi Craig Calfee, bisiklet kadrolarını tarlada, su ve günışığıyla “yetiştiriyor”. Kaliforniya’daki Santa Cruz kentinde bu işi yapan Calfee, büyüme aşamasındaki bambuların biraz çabayla istenen şekle sokulabildiğini ve sağlamlıklarının artırılabildiğini belirtiyor.

Avatar'ın ideolojisi: Okunası bir eleştiri

Üzerine kafa yorulmuş bir yorum olması dolayısıyla dikkate değer bulduğum, okunası bir eleştiri, değerlendirmesi size kalmış... Kimisi yere göğe sığdıramıyor, kimisi “klişelerle dolu” diye eleştiriyor... Avatar’ın, en azından üç boyutlu görselliği ve müthiş gişe başarısıyla şimdiden sinema tarihine geçtiği bir gerçek. Bense filmin ticari veya estetik başarılarından çok, içeriğiyle ilgiliyim. Acaba hakikaten, mesela Taha Akyol ’un dediği gibi, “Sömürgeciliğe yöneltilmiş muhteşem bir insani eleştiri” mi bu film? Yoksa tam aksine, Batı merkezli, tüketimci, kapitalist, militarist, erkek egemen, beyaz ideolojinin yeniden üretimine “şık” bir katkı mı?

Sevgiye isim bulmak zor: Cört :]

Avustralya'da bulunan mikroskopik fosilleri yazarken İngilizce metinde "from the Apex chert in Australia" diye devam eden bir bölüme denk geldim. Nedir bu chert diye merak ettim, Türkçe'sinin çört olduğunu öğrendim!? İyi de, ne şimdi bu çört? "Çeşitli yollardan oluşmuş, ince taneli silisli sedimanter kayaç" tanımı kesmedi beni. Bu kadar anlaşılır ve basit olamazdı cevabı! Azimle devam edip çört diye arayınca Yiğit Özgür'ün Cört adlı karikatürünü gördüm. Semra 'nın tavrı yardı geçti, bütün merakımı baltaladı. Artık paylaşma vakti gelmişti: Sevgiye sevgi hariç ne denir diye düşünürken (neden aramayın) böylesi bir tesadüf, tesadüf ötesi bir cört olsa gerek diye düşündüm; Yiğit Özgür - Cört

3,4 milyar yaşında, dünyanın en yaşlı fosili bulundu!

Bundan yaklaşık 3,4 milyar yıl önce, dünya üzerinde volkanlar hüküm sürüp okyanus suları hamam suyu gibi sıcak akarken yer kürede hayatın olmayacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Batı Avusturalya'da sedimenter kayaların içerisinde keşfedilen yeni fosil 3,4 milyarlık yaşıyla dünyanın en eski fosili olma ünvanını eline geçirdi.

Korku duygusu yok olan kadın

Çocukluğundan itibaren beynindeki amigdala bölgesinin yavaş yavaş çalışmayı durdurduğu S. M., bu nadir hastalığı sebebiyle pek çok insanın korku duyacağı hallerde sakin kalabiliyor, hatta eğleniyor. Geçen sene Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, tarantula ve yılan gibi hayvanlara dokunmaktan küçüklüğünde korktuğunu hatırlayan S.M., artık zehirli hayvanlara dokunduğunda, korku filmleri izlediğinde veya bıçakla yolu kesildiğinde bile korku duymuyor. Iowa Üniversitesi'ndeki araştırmacılar bu örnekten elde ettikleri bilgilerle askerlerde savaş sonrası görülen posttravmatik stres bozukluğu 'na sebep olan etkenlerin ortadan kaldırılabileceğini düşünüyor. Savaşı bitirmeyi denemek birkaç milyon "hastanın" hastalanmaması için uğraşmaktan daha "maliyetli". Ne yazık ki onca araştırma ve bulgu yine askeri alanda kullanılmak üzere değerlendiriliyor. Devletlerin gayrısafi yurtiçi hasılalarının büyük bölümünün askeri harcamalara gittiğini düşünürsek ...

Reklam: Benzeri dünyanın en büyük müesseselerinde - Kompüter, Elektronik Beyin

Kuruluşundan beri en ileri bankacılık usulleriyle çalışan banka: Yapı ve Kredi Bankası Şimdi de dünyanın büyük müesseselerinde kullanılan, Kompüter, Elektronik Beyin makineleri ile çalışıyor. Bu reklamı seviniz, paylaşınız, tavsiye ediniz, doya doya izleyiniz, biliniz. Bilgisayarların geçmişi bugüne ışık tutmaya çalışıyor. Nostaljiyi abartanlar için: Elektronik beyin .

Sanal küre

Sanal gerçeklik, bilgisayar dünyasındaki ilerlemeler hızını artırdıkça reel gerçekliğe yaklaşıyor. Daha önce özel gözlüklerle ve vücuda bağlanan algılayıcılarla oynanan sanal gerçeklik oyunları hayli ilgi toplamıştı. Benzer mantıkla tasarlanmış Sanal Küreler bu ilgiyi bir adım ileri taşıyacak gibi görünüyor. Farklı amaçlara hizmet edebilecek kürelerin temel kullanım alanı oyunlar elbette. Ne var ki farklı yazılımlar yükleyerek bu kürenin amaçlarını değiştirmek de mümkün oluyor. Sözgelimi koşma, yürüme, atlama, sıçrama gibi etkinlikleri gerçekleştireceğiniz bir doğa yürüyüşünün yanında farklı bir yazılım sizi bir savaş alanını tarayan asker haline dönüştürebiliyor. Hem oyun, hem de simülasyon yardımıyla eğitim amacıyla da kullanılabilen kürelerin birkaçı birbirine bağlandığında bir ağ oluşuyor ve kullanıcılar birbirleriyle etkileşimli olarak küreden yararlanabiliyorlar. Sanal kürenin değişik kullanım alanları olabileceği düşünülüyor. Sanal bir müze, turistik amaçlı bir gezi, ya da basit...

Havadan su yapmak... WatAir

İsrailli iki doktora öğrencisi, kolayca havadan su elde etmeyi sağladıkları son derece basit bir düzenek geliştirerek uluslararası bir ödül kazandılar. Katlanabilir hafif panellerden yapılı ters bir piramitten başka bir şey olmayan düzenek, havadaki nemin yoğuşarak altındaki depoya akmasını sağlıyor. Technion-İsrail Teknoloji Enstitüsü'nde mimarlık doktorası yapan Joseph Cory ve Eyal Malka'nın "WatAir" adını verdikleri, toplam 30 metrekarelik yüzeye sahip piramit-huni, her gün havadan 48 litreye kadar su sağlıyor. Kullanılan kolektör sayısına bağlı olarak buluşun su sıkıntısı çekilen kırsal ve kentsel bölgelerde kolaylıkla kullanılabileceği düşünülüyor. "WatAir"in tasarımcıları, Arup adlı tanınmış bir mühendislik ve inovasyon firmasınca düzenlenen "Su Eldesi Yarışması"na katılan 100 proje ekibi arasından birincilik ödülünü aldılar. Alıntı: Bilim ve Teknik Temmuz 2007