Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Avatar'ın ideolojisi: Okunası bir eleştiri

Üzerine kafa yorulmuş bir yorum olması dolayısıyla dikkate değer bulduğum, okunası bir eleştiri, değerlendirmesi size kalmış... Kimisi yere göğe sığdıramıyor, kimisi “klişelerle dolu” diye eleştiriyor... Avatar’ın, en azından üç boyutlu görselliği ve müthiş gişe başarısıyla şimdiden sinema tarihine geçtiği bir gerçek. Bense filmin ticari veya estetik başarılarından çok, içeriğiyle ilgiliyim. Acaba hakikaten, mesela Taha Akyol ’un dediği gibi, “Sömürgeciliğe yöneltilmiş muhteşem bir insani eleştiri” mi bu film? Yoksa tam aksine, Batı merkezli, tüketimci, kapitalist, militarist, erkek egemen, beyaz ideolojinin yeniden üretimine “şık” bir katkı mı?

Balıklara ve deniz ürünlerine yakışan enfes baharatlar

Baharatların büyük bir kısmının üretim yeri Uzakdoğu'dur. Çin'de, Hindistan'da ve Güneydoğu Asya'da üretilen baharatlar uzun yıllar boyu “İpek Yolu” diye bildiğimiz, ülkemizden geçen ticaret yolu ile ve kervanlarla Avrupa'ya taşınmıştır. Bu transit ticaret nedeniyle ülkemiz insanı da baharatlarla tanışmış ve bunları, Uzakdoğu kadar olmasa bile geniş biçimde kullanmaya başlamıştır.

Deveyle 22 yıl seyahat

Develi seyyah Goran Deveyle İpek Yolu güzergâhını kat eden Goran Kırklareli'nde. En büyük arzusu şu an konakladığı Tabyalar'ın kervansaray olması. Kırklareli’nin bugünlerde çok ilginç bir misafiri var. Devesinin arkasına bağladığı bir römork, römorkun içinde de onlarca hayvan... Keçi, kedi, köpek, hindi, tavuk ve eşek, ne ararsanız! İran’dan geliyor. Türkiye’deki son durağı ülkenin en batısındaki bu kent. Balkan Savaşları sırasında yapılan tabyalar, onun geçici evi olmuş. Arabasını tabyaların önüne bağlayan Goran’a sorulabilecek en anlamsız soruyu sormuşuz meğer! “Kimsin, nerelisin, nereden geliyor ve nereye gidiyorsun?” Bu soruya yine bildik bir şekilde cevap veriyor: “Dünyalıyım, yol kenarları mekânım. Nereden geldiğimi biliyorum ama nereye gideceğimi bilmiyorum...” Goran, 30 yıldır göçebe aslında. Daha doğrusu seyyah. İpek Yolu güzergâhını 30 yıldır dolaşıyor. İlk sekiz yılını motosikletle yapmış. Sonra ise develerle yoluna devam etmiş. 22 yılda iki deve değiştirmi...

Damıtık içkiler

Her kültür mutfağının merkezinde olan şeker veya nişasta kaynağını farklı içkiler üretmek için tercih etmiş. Damıtmayı keşfedenler Yunanlar olmuş. Alkolü ilk damıtanlarsa Araplar. Alkolü ilk Suriyeli Sami kabilesi damıtmış. Ardından simyacılar damıtmayı yıllarca sır olarak saklamış. Yapay altın üretmek için damıtık alkolle birçok deney yapmışlar. Bunun yanı sıra damıtık alkol, barut üretiminde büyük fayda sağlamış.

Sevgiye isim bulmak zor: Cört :]

Avustralya'da bulunan mikroskopik fosilleri yazarken İngilizce metinde "from the Apex chert in Australia" diye devam eden bir bölüme denk geldim. Nedir bu chert diye merak ettim, Türkçe'sinin çört olduğunu öğrendim!? İyi de, ne şimdi bu çört? "Çeşitli yollardan oluşmuş, ince taneli silisli sedimanter kayaç" tanımı kesmedi beni. Bu kadar anlaşılır ve basit olamazdı cevabı! Azimle devam edip çört diye arayınca Yiğit Özgür'ün Cört adlı karikatürünü gördüm. Semra 'nın tavrı yardı geçti, bütün merakımı baltaladı. Artık paylaşma vakti gelmişti: Sevgiye sevgi hariç ne denir diye düşünürken (neden aramayın) böylesi bir tesadüf, tesadüf ötesi bir cört olsa gerek diye düşündüm; Yiğit Özgür - Cört

3,4 milyar yaşında, dünyanın en yaşlı fosili bulundu!

Bundan yaklaşık 3,4 milyar yıl önce, dünya üzerinde volkanlar hüküm sürüp okyanus suları hamam suyu gibi sıcak akarken yer kürede hayatın olmayacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Batı Avusturalya'da sedimenter kayaların içerisinde keşfedilen yeni fosil 3,4 milyarlık yaşıyla dünyanın en eski fosili olma ünvanını eline geçirdi.