Başlık belli. Yirmi yedi yaşıma bastım. Okumak en büyük zevkim zamanla da işim oldu. Peki 'edebiyat' gerçekten bir iş olabilir mi? İşte bu aralar takıldığım soru bu. Neden şimdi geldi belleğime yerleşti arada bir tahta kurusu gibi 'kıtır kıtır' sesler çıkararak 'hu hu komşu' şeklinde bu soru ile yaşıyorum bir yandan cebelleşiyorum. Yani durum şu aslında, etrafı gözlemliyorum ve görüyorum ki herkesin somut meseleleri ve işleri var. Mesela ofis işi ,ne bileyim kuaför, otobüs şoförü, bankacı... bu liste uzar gider. Telefona bakıyor sekreter, randevuları ayarlıyor, otobüs şoförü aracını kullanıyor, inen, binen yolcuları kontrol ediyor dikiz aynasından ne bileyim kuaför açıyor kepengi, ağda, kaş, saç... Kısacası bu örnekler niye?: Herkes somut uğraşlar içinde de ondan. Sonra bana geliyoruz ya da benim gibi olanlara. Soruyorlar ne yapıyorsun 'Edebiyat mezunuyum' diyorum. 'hımmmmm' evet aldığım cevap bu uzun bir 'hımmmmmm' İşte sorun ...