Zaman (Leyla The Band)

1 yorum :

İki Kadın Bir Bank

Bugün  birbirleriyle hiç alakası olmayan birbirini hiç görmemiş iki kadın karşılaştı…

Aylardır izinsiz çalışmanın ve tek izin günüde sevdiği adama saatlerce uğraşarak kek yapmak ve bu kekin aynı gün gerisin geriye tarafıma gönderilmesi yeterince yormuştu beni.
10 gündür kendisinden haber alamamak, arayacağını düşündüğüm günlerde atacağım tripleri planlarken hissizleştirmişti beni.
Oysa ki hiçbir şey planladığım gibi gitmedi. Bu sayede bir kez daha hayatımın özellikle ikili ilişkimin benim ellerimde olmadığını fark ettim
Ondan haber alamayışımın onuncu günü iş hayatımın karmaşası ve geleceğimi göremeyişimin de etkisiyle aldığım nefesler yetmemeye, hücrelerime ulaşamadan karbondioksite dönüşmeye başlamıştı. Ne sonuna kadar açık pencerelerden gelen hava iyileştirebiliyordu beni ne de bahar havasında yayılan turuncu güneş ışıkları. Nedenini hala bilmediğim bir sebeple attım kendimi Cevizlibağ durağına ve yürümeye başladım Zeytinburnu’na doğru, yürüdüm, yürüdükçe nefes aldım. Aldığım her nefes onu, dudağında ki birkaç sevimli çili ve ellerini hatırlattı bana. Özlerine bir daha bakabilecek miyim diye düşündüm içimden.
Başımı çıplak göğsüne koyup kalp atışını yanağımda hissedebilecek miydim?
Günlerce onu suçlarım. Benim emeğimi yok saymıştı. Beni yok saymıştı. Kime anlattıysam hak verdi bana. Hatta onsuz hayatımın planlarını bile yaptılar. Belki ben de yapmış olabilirim.
Ama bu gün attığım her adımda anladım ki belki sandığımdan çok daha fazla önem veriyordu emeğime. Diş tedavisi yüzünden yiyemediği kekleri öpe atmaya kıyamamıştır belki?
Belki başkalarıyla paylaşmayacak kadar kıskandı, sevdi kekleri?
Ona özel olan paylaşmak istemedi hiç kimseyle? O anlık kızgınlıkla keşke dedim. ‘keşke senin için hiç uğraşmasaydım ve göndermeseydim’  Belki de onu birlikteliğimiz boyunca en çok bu sözlerle kırmıştım. Öyle olmalı ki günlerdir benimle iletişim kurmuyor. Bu düşünceler beni sarıp sarmalarken kendimi eski yaşadığım semtte laleler ile süslenmiş bir parkta buldum. Yanından geçip gittiğim kadın ağlıyordu. Gözünde güneş gözlüğü olmasına rağmen bunu anlamak hiç de zor değildi çünkü bir kadın bir kadını anlardı. Duruşundan burnunun üzerindeki kızarıklıktan anlardı hemcinsini.  İç sesimin söylediklerine kulak asmamalı kendi kendime oturup laleleri seyretmeliydim. Ama yapamadım. Önce oturabilir miyim diye sordum ve müsaade ettikten sonra çantamızın ayrı renk oluşundan başlayıp
“Belli ki ağlıyorsunuz. Gözlüğünüz olmasına rağmen anlamak zor değil, siz şanslısınız. Ya ben ne yapayım? Gözlüğüm bile yok. Ama düşündüm ki bi yabancıyla konuşmak belki rahatlatabilir bizi. İnanın benim de sizden bi farkım yok”
Ve böylece ilk muhabbet kuruldu, orada ne kadar süre kaldık ya da ne konuştuk hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey ikimizde o banktan kalkarken gülümsüyorduk. O yukarı doğru yürüdü ben ise aşağıya. Birbirimize numaralarımızı verdik belki bir gün yine bir yerde oturur bu safer fal bakardık birbirimize kim bilir?
O akşam aradım askerdeki sevdiğimi durum tam da tahmin ettiğim gibiydi..

Bunca zamanlık ayrılığa değdi mi diye sorarsanız. Evet değdi, çok da iyi oldu çünkü yıllar sonra ilk kez sesimi duyduğunda heycanlanmıştı..

0 yorum :